Yaz yorgunu saçlara yoğun bakım

No Comments »

Yaz yorgunu saçları toparlamanın tam zamanı. Güneş, deniz ve havuzun soldurduğu, nemini azalttığı saçlarınıza kışa girmeden yoğun bakım uygulayın. Bunun için profesyonel ellerden destek alabileceğiniz gibi, parlatıcı, yeniden geliştirici, nem kazandıran ürünleri tek başınıza da uygulayabilirsiniz. Raflarda her saça uygun, çok sayıda markanın sorunlara yönelik sunduğu seçenek çok.

Saçınıza el atmaya karar verdiyseniz ilk adım neye ihtiyacı olduğunu belirlemek. Krem, serum, maske, şampuan formunda çok sayıda seçenek var. Saçınızın kontrolünü kaybettiğinizi düşünüyorsanız köpük, jel, yatıştırıcı krem vb. ile onlara yeniden söz geçirmeyi başarabilirsiniz.

Boya, röfle gibi kimyasal işlemleri tatil sonrasına ertelediyseniz tam zamanı. Yaz güneşinden gelen UV ışınları, havuzdaki klor, denizdeki tuz geride kaldığına göre, onları istediğiniz renge dönüştürmenin sakıncası yok.

Mevsim değişiklikleri kepeklenmeyi artırıyor

Kepeklenme, hemen herkesin başına dönem dönem gelen, saçın en büyük sorunlarından. Omuzlara kar gibi dökülen kepek hiç hoş olmayan bir görüntü yaratıyor. Özellikle koyu renk giysilerde. Mevsim değişikliklerinin kepeklenmeyi artırdığı biliniyor. Neyse ki kepeğe karşı geliştirilen çok sayıda şampuan var.

Nişantaşı Sculpture Therapy Center Dermatoloji Uzmanı Dr. Betül Şengör, saçlı derinin sık görülen hastalıklarından olan kepeklenmeye en sık 20 yaşın üzerindekilerde rastlandığını belirtiyor.

Kepeklenmenin tam nedeni henüz bilinmiyor. Görüşlerden biri androjen hormonların etkisiyle oluştuğu. Stresin de rolünden söz ediliyor. Stresten etkilenen hormonal sistemin tetiklediği düşünülüyor. Yine mantara benzeyen bir çeşit mikroorganizmanın (P. Ovale) da kepekte önemli rol oynadığı biliniyor.

Dr. Betül Şengör “Mevsim değişiklikleri, sık seyahat etme, ateşli hastalıklardan sonra, bazen sancılı geçen adet dönemlerinde, ağır veya sevimsiz diyetler sırasında da vücut strese girebilir ve kepeklenme gözlenebilir” diyor.

KEPEK GERİ DÖNEBİLİR

Kepek tedavisine uzun süre devam ettirilmesi gerekiyor. Genellikle tedavi sonrası tekrarlayabiliyor. Bu nedenle sık kontroller gerekebilir. Dr. Şengör, “Tedavinin önemli bir parçası saçlı derinin iyi temizlenmesi. Bazen bu kepekler saçlı deriye yapışır ve derinin havasız kalmasına neden olur. Bu nedenle bazı solüsyonlarla veya soyucu özelliği olan şampuanlarla tedavinin desteklenmesi önemli” diyor.

Genellikle mikrosoyucu özellikte, kepeklerin kaldırılmasında yararlı, epitel dokuyu canlandıran ve onaran çinko içerikleri olan ürünler şampuan olarak kullanılıyor.

Kepeklenme hafif düzeydeyse sadece şampuan tedavisi yapılabilir. Ancak şampuanlar hücresel döngünün hızını normale getirecek özellikler içermeli.

BUNLARI YAPMAYI UNUTMAYIN

Saçlarınızı yıpranmış ve ölü uçlarından kurtarmak için en az bir santimetre kestirin. Böylece daha sağlıklı uzamalarına olanak verirsiniz.

Nem maskesi deneyin. Saçlarınızı nemlendirmekle kalmaz, canlandırır da.

Saçın esas maddesi keratin denilen bir protein. Saç sadece kökünden beslenebilir. Dolasıyla sağlıklı, dengeli ve doğru beslenmek saç için önemli. Saçların yıpranmış görüntüsünü değiştirmek mümkün. Ancak gerekli besin maddeleri saçlara sadece kan yoluyla ulaşabileceğinden yeterli protein, demir, çinko, biotin, folik asit içeren beslenme şekli saçlarımız için kritik bir öneme sahip.

Protein açısından yetersiz bir diyet uyguluyorsanız, yani protein açısından eksik besleniyorsanız, saç kökleri dinlenme dönemine girer, proteinden tasarruf etmeye başlar. Böyle ağır bir diyetten sonra 2-3 ay içinde yaygın saç dökülmesi görülebilir.

Saç boyası, renk açıcılar, jöle, köpük gibi kimyasal maddeler günümüzde çok sık kullanılıyor. Doğru kullanım halinde saçların zarar görmesi beklenmez. Ancak çok sık ve uzun süreli uygulamalar saçların zaman içinde zayıflamasına ve kırılmalara neden olabilir.

Sıkı toplanmış saçlar, at kuyrukları, topuzlar, örgüler saçların köklerini zayıflatır. Özellikle alnın yan kısmındaki saç dökülmelerinden bu tür sıkı, gergin toplamalar sorumludur.

NE SIKLIKLA YIKANMALI?

Saçla ilgili en sık sorulan sorulardan biri de bu. Sık şampuanlama saçların yıpranmasına neden olabilir. Uzmanlar saç sağlığı açısından gün aşırı yıkamayı öneriyor. Ayrıca;

Saçlar ıslakken daha kırılgan. Islak saçlarınızı yumuşak havlularla ve düşük ayarlı kurutma makineleriyle kurutun. Havluyla çok sert bir şekilde ovalamayın.

Kaba, sert fırçalama saçların çabuk yıpranmasına ve mat görünmelerine neden olur.

3 adımda şok bakım

Doğru bir bakımla saçlarınızı kısa sürede eski güzellik ve sağlığına kavuşturabilirsiniz:

Şok bir kürle bakıma başlayın. Haftada 2 veya 3 kez şampuan öncesi bir besleyici uygulayın. Saçınız eski kuvveti ve parlaklığını yakalayana dek küre devam edin.

Şampuan olarak, kuru ve yıpranmış saçlar veya boyalı saçlar için olanları tercih edin. Saçınız eski formuna kavuşunca saç yapınıza uygun olanına dönebilirsiniz.

Şampuan sonrası bir bakım maskesi veya serum uygulayın.

Yeni Moda:Eldeki Damarlara Estetik

No Comments »

Ne varsa değiştirten güzellik tutkunu kadınlar arasında yeni moda, eldeki damarlara estetik yaptırmak.

ESTETİK cerrahi sayesinde vücutlarında beğenmedikleri ne varsa değiştirten güzellik tutkunu kadınlar arasında yeni moda, eldeki damarlara estetik ameliyat yaptırmak. Özellikle 60’lı yaşlarda iyiden iyiye ortaya çıkan el üzerindeki damarlardan şikayetçi olan kadınlar bıçak altına yatarak bu fazlalıklardan kurtulabiliyor. Çok daha genç görünümlü ellere kavuşan kadınlar bu operasyon için yaklaşık 3 bin 600 dolar ödüyor.

Üzüm tanelerinin gücü

No Comments »

Güzelliğin yeni hükümdarları üzüm tanelerinin ciltte yarattığı mucizeler inanılmaz. Kozmetik dünyası da son yıllarda onların gücünü kremlerinin içeriklerine ekliyor.

Soğuk preslenmiş üzüm çekirdeği yağı etkisi en son keşfedilen güzellik iksirlerinden biri. Metabolizmayı harekete geçiriyor, kan dolaşımını hızlandırıyor ve cildi rahatlatıyor. Anahtar kelime ise üzüm çekirdeğinde bulunan polifenol maddesi. Bilimsel araştırmalar özellikle anti-aging konusunda oldukça etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bağışıklık sistemini olumlu etkilerken aynı zamanda kalp krizinden koruyor, sinir sistemini aktive ediyor ve kısa süreli hafızayı güçlendiriyor. Amerika’daki Buffalo Üniversitesi’nde yapılmış bir araştırma da üzüm tanelerinin akciğer fonksiyonlarını bile düzene soktuğunu ortaya koyuyor. Çünkü üzüm taneleri B 12 dışında tüm B vitaminlerini içeriyor ayrıca C vitamini bakımından da oldukça zengin olduğu biliniyor.

KOZMETİĞİN GÖZDESİ

Son birkaç yıldır güzellik uzmanlarının da dikkatini çeken bu küçük taneler şimdilerde kremlerin, losyonların ve güzellik ürünlerinin içinde sıkça kullanılıyor. Sadece taneler değil artık üzüm kabukları da doğal hücre koruması görevleriyle kozmetikçilerin yeni gözdesi. Üzümlerin yeşil ve mavi zarları meyveler için adeta güneş koruma filtresi gibi etki eden değerli bir madde flavonoid içeriyor. Tıpkı E ya da C vitamini gibi bu madde insan organizmasında da hücrelere zarar veren serbest radikallere karşı savaşıyor. Kozmetikçiler de işte onun bu yanını kullanıyor. Kremlerdeki ve maskelerdeki bitkisel flavonoid maddesi antioksidan gücüyle erken yaşlanmanın önüne geçiyor.

VİTAMİN VE ENZİM ZENGİNİ

Üzüm çekirdeğinde de inanılmaz derecede güzellik enerjisi bulunuyor. Üzümler sonbaharın sonuna kadar güneş ışınlarını depoluyor ve çekirdeklerini güçlendirmek için önemli besin maddeleri oluşturuyor. Çekirdeğindeki yağ da içeriğindeki doymamış yağ asitleri sayesinde cildin nem ihtiyacını karşılıyor, elastikiyetini ve gerginliğini artırmasına yardımcı oluyor. Tabii üzüm tanelerinin etli kısımlarının da önemli görevleri olduğunu söylemekte fayda var. Vitamin ve enzim bakımından zengin olan bu bölge de magnezyum ve kalsiyum deposu. Ayrıca çinko, demir ve mangan da barındırıyor. İşte bu kokteyl kremlerde bir araya gelerek cildin enerji ihtiyacını karşılıyor. Taze meyve asitleri hücre oluşumunu destekliyor ve cildi ölü deri hücrelerinden temizleyerek pürüzsüzlüğünü yeniden kazanmasını sağlıyor. Son araştırmalar polifenol olarak adlandırılan sekonder bitki maddesinin sonsuz gençlik arayışında önemli bir etkisi olduğunu gösteriyor. Kremlerde ve losyonlarda bu madde hücre fonksiyonlarının daha iyi olmasını ve bağ dokusunun gerginleşmesini sağlıyor.

Tenlerde ateş renkleri

Çekici ve baştan çıkarıcı… Sezonun feminen makyaj koleksiyonları işte bu iki kilit kelimeye odaklanmış durumda. Bunun için de makyaj artistleri modern Carmen’ler yaratmaktan çekinmiyor.

Solgun bir cilt, siyah gözler, derin kırmızı dudaklar… İşte bu renk kombinasyonuyla senyora’lar Don Juan’larını kendilerine yeniden aşık etmeye hazırlar. Mükemmel tenler ince kırışıklıkları ve küçük kusurları ustalıkla gizleyebilen bir baz ürünle yaratılıyor. Fondöten cilde kusursuz bir görünüm hediye ederken transparan pudra da kalıcılık vaat ediyor. Tazelik hissi ise gül kurusu tonlarının elmacık kemiklerine verdiği renkte gizli.

Kahve ve ışıltılı siyah gözlere Akdeniz ruhunu yansıtıyor. Her iki renk tonu da gözün üst ve altına ince bir çizgi halinde uygulanıyor. Gözün içine çekilen kalemin gözlere ayrı bir çekicilik kattığını belirtmekte fayda var. Dolgunluk veren siyah maskara ise kirpikleri adeta şahlandırıyor. Geceleri ise makyaja takma kirpikler eşlik ediyor.

Ve dudaklar… Gündüzleri pembe tonlarındaki gloss’larla parlayan dudaklar geceleri kan kırmızısına dönüşüyor. Rengin akmaması için yapılması gereken ruj sürmeden önce aynı tondaki bir dudak kalemiyle çerçeve çizmek.

PudralanIn…

Pudra, makyajın olmazsa olmazlarından biri. Fondöteni sabitler, görünümü cilalar ve cilde pürüzsüz bir yumuşaklık kazandırır. Peki, pudranın mucizevi gücünün sırrı nedir?

Yeni nesil pudralar arasında sıkıştırılmış ve sıkıştırılmamış formları bulunuyor. Toz halinde olanları daha fazla emici içerdiği için fondöteni sabitlemekte sıkıştırılmamış halini, gün içinde rötuş yapmak içinse diğer formunu kullanmak gerekiyor.

n Fırça makyajda en kolay kullanılan bir araç. Ancak aşırı karıştırmamaya ve sürdüğünüz pudrayı fırçayla silip götürmemeye dikkat! Pürüzsüz ve düzgün bir yüzey elde etmek için tüm pudrayı bir yüze sürmek yerine fırçayla küçük parçalar halinde sürün.

n Pudra ponponu yüzü tamamen kapatmak için ideal. Pudranın içine ponponu ve süngeri bastırın, daha sonra teninize uygulayın. Fondöteni veya pudrayı bu şekilde cilde yedirerek, cildinizle bir bütün haline gelmesini ve daha doğal görünmesini sağlayabilirsiniz.

n Hafif pudra uygulaması için parmak ucunuzu kullanabilirsiniz. Özellikle olgun kadınların göz altlarını pudralamak için harika bir yöntem. Parmağınızı toz pudranın içine daldırın. Azla pudrayı almak için parmağınızı avuç içinize sürün, sonrasında kapatıcının yapışmasını sağlamak ve ince çizgileri ortadan kaldırmak için parmağınızı göz altı bölgesine sürün.

n Sarı bazlı tonlar cilde daha doğal bir görünüm verir. Mükemmel bir kapatıcı tonu elde etmek için pudrayı bir parça fondötenle karıştırmayı denebilirsiniz.

Daha genç bir boynun sırrı

Zaman derinin en büyük düşmanı. Çünkü zaman içerisinde yaşlılık belirtileri olan çizgiler ve sarkmalar oluşuyor. Yüz ve vücudun pek çok yerinde oluşan kırışıklıklar ve sarkmalardan çeşitli metodlarla kurtulma şansı varken; el, dudak üzeri çizgileri ve boyun yaşı ele veriyor. Yaş, güneş, yatma şekli, çalışma pozisyonu ve genetik faktörler gibi çeşitli sebeplerle oluşan boyun, el ve dudak üzerindeki kırışıklıklarından, yapılan müdahalelerle kurtulmak mümkün olamıyordu. Amerika’da estetikte “kırılma noktası” olarak tanıtılan “Fraxel Lazer” uygulaması ile bu şikayetlerden kurtulmak artık mümkün.

Konuyla ilgili bilgilerini aldığımız Dermatolog Dr. Hayat Öz, uygulamanın ciltte, mikrotermal tedavi bölgeleri olarak bilinen, binlerce küçücük ama derin tedavi kolonları ürettiğini belirtiyor; “Eski epidermal pigment hücrelerini yok ediyor. Ayrıca dermise derinlemesine nüfuz ediyor. En önemlisi, Fraxel lazerin dokunmadığı cilt bölgeleridir. Lazer, her bir mikrotermal bölgeyi yoğun olarak hedefliyor. Etrafındaki dokuyu ise etkilemiyor ve ona dokunmuyor.” Yani bu “çok küçük” uygulama, cilt kusurlarını gidermek üzere yeni, sağlıklı, daha sıkı doku yaratmak için, bedenin doğal iyileşme sürecini de kullanarak, tüm bölgenin bir seferde tedavi edilmesine oranla cildin çok daha hızlı iyileşmesini sağlıyor.

Hayatınıza kaldığınız yerden devam edin

Dermatolog Hayat Öz, tedaviden 1-2 saat sonrasında hafif bir güneş yanığı hissi duyulduğunu belirtiyor; “Kırmızılık ve şişlik cilt ve tedaviye bağlı olarak değişiklik gösterir. Genelde şişlik 2-3 gün içinde iner. Cilt 5-7 gün boyunca pembemsi bir tonda olur, bu; cildin derin olarak iyileştiğine dair normal bir işarettir. Tedaviden kısa bir süre sonra kişi makyaj yapabilir veya tıraş olabilir. Yeni epidermal cilt hemen 24 saat içinde gelişir.

Kremlerin botoks etkisi

No Comments »

İnce kırışıklıkları açıyor, gözenekleri küçültüyor, problemli bölgeleri gerginleştiriyor… Laboratuvar ortamında geliştirilen yeni ürünler küçük dokunuşlarla ciltte oldukça etkili sonuçlara neden oluyor.

Bazı günlük bakım kremleri botoks etkili içerikleriyle dikkat çekiyor. Bunlardan son dönemde öne çıkanlar arasında GABA (Gamma-Amino asidi) var. Kas sistemini 10 dakika içinde rahatlatıyor ve kırışıklıkları deyim yerindeyse ütüleyerek düzleştiriyor.

Ayrıca magnezyum, mangan ve diğer maddelerle birlikte kompleks oluşturuyor. Kas konsantrasyonundan sorumlu olan bir enzimini deaktive ediyor. Son trend yüksek konsantrasyonlu “adenoxine”e batırılmış bantlar. Geceden kırışıklıkların üzerine yapıştırılıyor ve masajla iyice cilde etki etmesi sağlanıyor. Gece boyunca ciltte eriyor, böylelikle etkisini tamamen gösteriyor. Kasları gevşetici etkileri bulunan kremler özellikle mimik çizgileri olan ciltler için ideal.

Saçlarda çikolata tonları

Kış saçlarında, kahve tonlarının güçlü ve sıcak etkisi birbirinden değişik kesimlerle birleşiyor. MM Bahçecik, amacın kadınların güçlü karakterlerini ve keskin zekalarını yumuşak bir görünüm altında sergilemek olduğunu belirtiyor. Çikolata tonlarının hakim olduğu sezonda saçlar her zamankinden daha enerjik, daha dinamik ve daha sofistike!

ış sezonunda saçlar uzun ya da kısa hemen hemen her boyda kullanılıyor. Model ne olursa olsun dore ve bakır tonlardaki baleyaj ve röflelerle renkler ısıtılıyor, saça parlak, sağlıklı bir görünüm kazandırılıyor. İşte saçlarınızı nasıl kullanacağınıza dair alternatifler…

Uzun saçlardan vazgeçemeyen kadınlar için, sezonda birbirinden değişik kullanım alternatifleri yaratılıyor. Örneğin doğal bir kullanım için saçın orta ve uç kısımlarına iri maşalar yardımı ile yapılan bukleler… Ve bu buklelerle yaratılan yumuşak iri dalgalar… (Üstte) Aynı uzun saç; ondüla çiftli maşa yardımı ile kazandırılan yoğun buklelerle daha enerjik, daha güçlü ve daha hacimli…

Kısa saç denince akla ilk gelen 1960’ların klasiği BOB stil… Yıllara meydan okuyan bu kült model özünden hiçbir şey kaybetmeksizin günümüz değerleriyle yeniden yaratılıyor. Dairesel kesimi, oval kahkülü ile BOB stil; içe katlı olarak kesildiği için içe ya da dışa kısaca her yana taranabilme özgürlüğüne sahip…

Boylar yavaş yavaş uzamaya başladığında kadınların favorisi hiç kuşkusuz yüz ovalindeki boyuyla bu kesim olacak… Orta uzunlukta, kare katlarla şekillendirilen modelde yumuşaklık, yüzü çevreleyen bölüm inceltilerek yaratılıyor. Kesim şekli aynı zamanda kullanım kolaylığı da sağlıyor. Renkte ise koyu kestanenin gücü ön planda…

Bir kare kesim daha… Bu kesimde önler yanlara oranla biraz daha uzun… Yanlara ise hafif katlar verilerek doğal asimetri sağlanıyor. Tepe bölgesi koyu bırakılan saçın uçlarına yoğun, ince ve üçgen bakır röfleler atılarak oluşturulan modelde amaç; rengin gücü ile saçın öne çıkması…

Uç ve ön bölümleri katlarla hareketlendirilen uzun kare modelde ise kahkül inceltilerek kesildiği için farklı yönlere taranıp rahat bir kullanım sağlıyor. Bu şekillendirmede gözler çok daha iyi vurgulanıyor. Renklendirmede ise saçın tamamında sadece uç bölümlere uygulanan baleyajlarla yumuşaklık sağlanıyor.

Davetlerin ardı arkası kesilmediği bir sezona giriyoruz. Ve ardından yılbaşı… Davetlerin olmazsa olmazı ise hiç kuşkusuz topuzlar… MM Bahçecik son derece farklı ve yalın bu sofistike topuzla kadınların davetlere damgasını vurmasını amaçlıyor.

Kesimlerde her zaman kullanım kolaylığını ve modern hayatın gereksinimlerini öngören MM Bahçecik’den sportif bir görünüm için kısa, katlı ve kare bir model… Saç boyu ense bitiminde… Bu modelde uçlar sivriltilerek kesiliyor ve böylece saça kat kazandırılıyor… Son şekil ise yüze ve alına yoğunlaşarak veriliyor.

Bu kış yine atkuyruğu moda

Moda minimalizmin etkisinde kış sezonuna girerken aynı trend saç modellerinde de kendini gösteriyor. Ferretti, Ralph Lauren ve Max Mara gibi dünyanın en ünlü markaları, defile mankenlerini, gergince geriye tarayarak yaptığı atkuyruklarıyla podyuma çıkardı. Bu model özellikle klasik düz uzun saçlarda şık bir görüntü oluşturuyor. Düz toplanmış bir atkuyruğu ya da başın arkasında sıkıca toplanmış bir topuz kış sezonunda “sleek” akımını yansıtıyor. Bu modeli uygularken önemli olan doğru hazırlık. Hafif nemli saçlara köpük uygulayın ve saçlarınızı bir fön makinesi yardımıyla düzleştirin. Daha sonra saçlarınızı sıkıca toplayın ve bir saç spreyi yardımıyla sabitleyin.

Binbir Gece dizisinin yıldızı Bergüzar Korel de saçlarını atkuyruğu yapmayı tercih eden ünlüler arasında. Korel, bu modelle hem şık, sade bir görünüm sergiliyor hem de modayı takip ediyor.

Taşların sırrı

Yakut, elmas, altın ya da pırlanta… Tüm bu değerli madenlerin kırışıklıkları yok ettiğini ve hücrelere enerji verdiğini biliyor musunuz? Son teknolojiyle geliştirilen kremler yeni içerikleriyle kadınlara gençlik ve güzellik vaat ediyor.

Sicilya’nın güneybatısı ve Afrika kıtasına kıyısı olan ince bir volkanik ada olan Pantelleria’daki mineral aktiviteler hálá devam ediyor. Bu da adanın siyah parlak yüzeyini oluşturuyor. Bu zengin, siyah renge adını veren ise mağma hareketlerinin hızla soğuyarak dönüştüğü taşlar. Canlandırıcı, tedavi edici mineraller ve elementler içeriyor. Bu taş şimdilerde kozmetikçilerin dikkatini çekiyor. Cildi şekle sokan silikon, nemlendirici ve dengeleyici potasyum ve sodyum dışında enerji verici demir de bulunuyor.

Susamış cildin ilacı: Aloe vera

Aloe vera kullanımına dair ilk yazılı belgeler İ.Ö. 3500 yılına ait Mısır papirüsleri. Eski Mısırlılar aloe verayı “ölümsüzlüğün bitkisi” olarak adlandırıyorlarmış. Örneğin Kleopatra taze aloe vera sıvısını cildini daha yumuşak ve esnek hale getirmek için kullanıyormuş. Seminol kabilesine ait Kızılderililer ise ona “sessiz şifacı” diyorlarmış. Gerçekten de öyle, aloe vera bilinen en önemli doğal bir ilaç. Yanıklar, yaralar ve enfeksiyonlu bölgeler üzerindeki olumlu etkisi yıllarca biliniyor.

Antibakteriyel, antiseptik özellikleri de kabul görmüş durumda. Aloe vera çok güçlü ve etkili bir nemlendirici, bu nedenle kuru cildin en büyük kurtarıcısı. Bu bitkinin suyu tutma özelliğini şöyle izah etmem mümkün: Bir yaprak aloe vera koparttığınızda onu birkaç hafta susuz dahi bıraksanız kurumaz, ancak uzun bir süre sonra kurur. Kozmetik endüstrisindeki uzmanlar da zaten aloe veranın bu özelliğine güveniyor. Dahası var, aloe vera tek başına bir ezcane sayılır. Yaprakları aralarında A, B1, B2, C ve E gibi 12 vitamin, amino asitlerin olduğu 75 farklı ve yararlı madde ayrıca 20 mineral ve enzim içeriyor.

6 İpucu ile Gelen Güzellik

No Comments »

Her kadının hayali güzel bir görünüme sahip olmaktır. Siz de genç ve güzel görünmek istiyorsanız bu altı ipucunu dikkate almalısınız.

Parlak saçlara sahip olun

Saçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler:

Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın.

Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın.

Salatalık sürün canlanın

Salatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün
1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz.

İyi bir uyku çekin

Cildimiz kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani geceyi bekler. Cilt, gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanır; kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanır. Cildin uygulanan ürünlerden en yoğun olarak yararlandığı saatler ise sabahın dördüdür. Gecenin cildimize sunduğu en büyük hizmet sakinleşmektir. Yani gün boyunca kendisini güneşe, rüzgara karşı savunurken, yaptığı strese bağlı ya da mimiklerle ilgili kırışmaların asıl nedeni olan adale kasılmaları gece boyunca sakinleştiğinde ortadan kalkar ve cilt rahatlar.

Kırışıklıklara meyve

Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık, erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.

Dudaklar balla parlasın

Bal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı:

1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın.

Kuru cildin ilacı gül

Yağlı cilt kadar kuru cilt de sorun yaratır. Özellikle soğuk aylarda kuru cilt yeteri kadar beslenmezse, çatlaklar ve tahrişlere açık hale gelir. Kuru bir cildiniz olduğundan yakınıyorsanız gülden yararlanabilirsiniz. Gül suyu ve gül yağı kozmetikte de oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Üç damla gül yağını, üç damla lavanta yağı ile karıştırarak cildinize sürün. Cildinizin bir anda gerginlikten kurtulduğunu hissedeceksiniz.

Anti-aging kremler hakkında merak edilenler

No Comments »

Zamanın izlerini yüzümüzde, ellerimizde ve vücudumuzda görmeye başladığımız andan itibaren anti-aging kremlerine ya da en pahalı bakım ürünlerine saldırmaya başlıyoruz. Peki, bu güzellik iksirlerinden gerçekte neler beklemeliyiz? İşte, en zor soruların cevapları…

Kremler kırışıklıkları yok eder mi?

- Maaselef hayır. Özel anti-aging kremleri cilt yaşlılığını geciktirici ve ilk kırışıklıkları hafifletici içeriklere sahiptir ancak kremlerdeki esas etki çok çabuk başka kırışıklıklar oluşmadan ilk kırışıklıkları azaltmaktır.

Kremlerin içeriklerinde özellikle hangi maddeler bulunmalıdır?

- Nemlendirici bir gündüz kremi UVA ve UVB ışınlarına karşı koruyucu 8 ila 10 koruma faktörlü olmalıdır. İçeriğinde C ve E vitamini, retinol ve koenzim Q-10 bulunan anti-oksidanların anti-aging etkisi de vardır. Bakır, magnezyum ve çinko da nemi ciltte tutma özelliğine sahiptir.

Özel içeriklerin etkileri nelerdir?

- Özel anti-aging kremlerinin ve serumlarının sahip olduğu içeriklerin farklı hedefleri vardır. Örneğin, C vitamini bağ dokusunu gerginleştiren ve elastikiyetini sağlayan ve yaşlanmayla birlikte azalan kollajen yapısının bozulmasını geciktirir. Bir hormon takviyesi olan phyto-östrojenin de kollajen üretimini artırıcı etkisi vardır. E vitamini kısa yaşam süreli agresif moleküller olan serbest radikalleri yakalarken, cildin erken yaşlanmasına neden olan nikotin, ilaçlar ve UV ışınlarını stimule eder. Yosun ve magnezyum da mimik kırışıklıklarındaki kas gerginliğini çözerken, mısır ekstresi cilt liflerini yeniden yapılandırır ve içten güçlendirir. Termal sular ise cildin kendi koruma kalkanını kuvvetlendirir.

Mimik çizgilerine karşı kremler var mıdır?

- Alın kırıştırma, gülme ya da göz kırpma dolayısıyla oluşan kırışıklıkları kremler ve serumlarla azaltmak mümkün. Ancak bugüne kadar pek az özel ürün kas kullanımı dolayısıyla oluşmuş mimik çizgilerini azaltıyordu ve ciltte hafif koruyucu etki bırakıyordu. Oysa artık bu tarz kremler mevcut.

Bazı kremler neden çok pahalı?

- Bu kremler, içeriklerindeki pahalı anti-aging maddelerinin yüksek konsantrasyonlarda bulunmasından dolayı pahalı. Ayrıca yeni maddelerin araştırılması ve keşfedilmesi de ürünlerin fiyatlarına yansıyor.

Ne zaman serum kullanmaya başlamak gereklidir?

- Serum aynı zamanda hassas bir bakım olduğundan 30’lu yaşlardan itibaren yani ilk kışıklıklıkların görülmeye başlamasından itibaren kullanmak gerekiyor. Kırışıklıklar, yorgun cilt, pigment lekeleri… Cildinizin ihtiyacına göre gerginleştiren, nemlendiren ya da rahatlatan bir serum ürününü kullanabilirsiniz. Birkaç damla ya da küçük bir parça temiz bir cilde sabah-akşam uygulanmalı. Ardından günlük bakım kremi ya da gece kremi sürülmeli. Haftalık bir peeling uygulamasının ardından serumdaki etken maddelerin ciltte emilimi daha da hızlanacaktır.

Cilt temizliğinin altın kuralları

Kusursuz bir temizlik aynı zamanda mükemmel bir cildin de mimarıdır. Kiri, zararlı atıkları, ölü deri hücrelerini ve hatta ter kalıntılarını cilt yüzeyinden atmaya yarar. Ancak tüm cilt tipleri birbirine benzemediğinden kendi cilt tipinize uygun bir temizlik yöntemi uygulamanız gerekir. Çünkü bir cilt tipine iyi gelen bir temizlik ürünü başka bir cilde zarar verebilir. Ancak her cilt tipinin uygulamaması gereken bir yöntem var ki o da yüzü normal bir sabunla asla yıkamamak. Cildin pH değerini değiştirir ve doğal koruma kalkanına zarar verir. Ayrıca, temizlik ürününün kalıntılarını her zaman iyice yıkamak gerekir. Aksi halde cilt hassaslaşarak reaksiyon verir.

Son olarak cildinizi asla gereğinden fazla suyun altında tutmayın. Yoksa cildiniz ihtiyacından daha fazla nemlenmiş olur.

Cilt tipi için uzmana danışmak şart

Zararlı çevre kirleri, kötü beslenme ve kaloriferlerin ya da klimaların kuruttuğu hava giderek daha çok insanda cilt sorunlarına neden oluyor. Bu yüzden kişinin tüm cilt temizliğini kendi cilt tipine uygun bir şekilde yapması önem taşıyor. Bununla ilgili dermatoloğunuzdan mutlaka yardım almalısınız. Çünkü cilt bakımı güzellik bakımı değil öncelikli olarak cilt hastalıklarını önleyici bir koruma programı olmalıdır.

ÜRÜN MARKET

GÜNLÜK BAKIM RİTÜELİ

Mades ürünleri, Chapter ve Black & White ürün gamı ve artık Türkiye’deÉ Chapter serisi; geleneksellik, nostalji, sadelik ve şeffaflık gibi özellikleri ile öne çıkıyor. İçerdiği doğal içerikler ile günlük bakım ritüelinizde ihtiyaç duyduğunuz kaliteyi her an elde etmenizi sağlıyor. Chapter I: Baştan çıkarıcı tatlılığıyla böğürtlen ve karpuz özü içeriyor. Chapter II: Ruhunuzu iyileştiren mango ve mandalin özü içeriyor. Chapter III: Cildi sakinleştiren yaban kirazı ve gelincik özü içeriyor. Chapter IV: Cildi yumuşatan lavanta ve sedir ağacı özü içeriyor. Chapter V: Cildi canlandıran aloe ve salatalık özü içeriyor.

Stresle baş etmenin 5 yolu

Cildimiz psikolojik problemlerden ciddi şekilde etkileniyor, bunun sonucu olarak da eski gücünü kaybedip olumsuzluklara açık hale geliyor. Çözüm ise anti-aging metotlarının yanı sıra bakım, rahatlama ya da spor yoluyla stresi azaltmak…

Retinol içeren bir yüz bakım kreminiz var. Düzenli olarak cilt bakımı yaptırıyorsunuz ve içki ya da sigara kullanmıyorsunuz. Buna rağmen 30 yaşından itibaren ince kırışıklıkların cildinize yerleştiğini görüyorsunuz. Bilinen şu ki, stres yaşlanmanın hızlanmasında en önemli etkenlerden biri. O halde hemen yoğun stresten kurtulmalısınız.

Amerikalı dermatologların görüş birliğine vardığı konu, cilt ve duygular arasında değişkenlik gösteren etkilerin olduğu. Pensilvanya’daki Yardly Dermatoloji Enstitüsü’nde yapılan araştırmaya göre sivilce ya da akne, psikolojik problemlerden çok etkileniyor.

Peki, stres cildi nasıl etkisi altına alıyor? Ciddi sorunlarımız olduğunda cildimiz buna hassasiyetle karşılık veriyor. Bu da kollajenleri olumsuz etkiliyor, cilt nemi artık depolayamıyor ve dolayısıyla koruyucu kalkan eski gücünü kaybediyor. Bunun sonucunda kırışıklıklar ve elastikiyet kaybı ortaya çıkıyor. Çözüm ise anti-aging metodlarıyla birlikte bakım ve rahatlama ya da spor yoluyla stresi azaltmak.

Su içmek

Yeterli su kullanımı, ışıltılı ve genç görünümlü bir cildin temelini oluşturur. Günde üç litre su ya da bitki çayı içerseniz, hem vücudunuz hem de cildiniz yeterince nemlenmiş olur. Üstelik bir süre sonra bu kendini belirgin şekilde göstermeye başlar. Mankenlerin zayıf kalma kurallarından biri de su içmektir.

Nefes

Nefes yoluyla stresi azaltmak kulağa oldukça basit geliyor. Ancak doğru ve bilinçli nefes gerçekten oldukça etkili. Ülkemizde de bir meditasyon gözüyle bakılan doğru nefes teknikleriyle ilgili birtakım dersler, egzersizler veriliyor.

Yoga

Spor yaparak genç kalabilirsiniz… İster inanın ister inanmayın ama düzenli yoga yapanların yüzlerinin parlamasının biyolojik nedeni budur. Stres altındaki kan damarları daralır, böylece zararlı atıkların vücuttan atılımı zorlaşır. Sonuçta cilt matlaşır ve kötü beslenmeye başlar. Yoga gibi rahatlama teknikleri kan damarları üzerindeki bu baskının ortadan kalkmasını sağlar ve cilt daha sağlıklı ve daha genç görünür.

Gülmek

Pozitif düşünce gençleştirir… Bir şeyler yaparak ya da düşünerek mutlu olmak, aynı zamanda vücudun doğal mutluluk hormonu endorfin üretimini de destekler. Bunun olumlu etkisi ise rahatlama ve yüz kaslarının yumuşamasıdır. Kötü düşünceler ise böbreklerde, ciğerlerde ve kalınbağırsakta olumsuzluklara yol açabilecek süt asidi üretimine yol açar. Cilt de zincirinin son halkası olarak reaksiyon verir.

Uyku

Vücudunuzu dinlendirmezseniz o da rahatlayamaz. Uyku sırasında yüz kasları yumuşar ve gergin mimiklerden kurtuluruz. Gün içinde kaç kez alnınızı kırıştırdığınızı ya da kaşlarınızı çattığınızı düşünün. Yüz kasları yüksek performansla çalışmakta ve bu yüzden gergin görünmenize neden olmaktadır. Bu gerginlik de yaşlanmamıza neden olur.

Yenilik saçlardan başlar

No Comments »

Saç modelinizi değiştirmek istiyorsunuz ama henüz karar veremediniz. Hangi kısa kesim size yakışır, bilmek isterseniz, önerilerimize kulak verin.

Oval yüzler: Kısa kesimler de dahil olmak üzere tüm kesimler… Uzun yüzde ise her iki yanı yüze düşen uzun bir kakül.

Yuvarlak yüzler: Kısa kesimler. Uzun bir ense kesimi yüzün de küçük görünmesini sağlar.

Köşeli yüzler: Çene hizasında kesimler. Saç yüze düşmeli ya da yüzden toplanmış gibi kullanılmalı.

Kalp şeklinde yüzler: Kakül ve her iki yanda katlı grafik kesimler.

Yanaklar al al

Allık, hemen her kadının gözde makyaj ürünlerinden biridir. Peki onu doğru uyguladığınızdan ve doğru tonları seçtiğinizden emin misiniz?

Belirginleştiriyor, çerçeveliyor, renk veriyor… Özetle, allıklar diğer makyaj ürünleri arasında çok yönlülüğüyle öne çıkıyor. Ancak en çok hata da yine allık uygulaması sırasında yapılıyor. Bunun sonucunda, çocuksu kızarık yanaklar veya abartılı, aşırıya kaçmış renk yoğunluğu gibi durumlar yaşanıyor. Oysa bilinçli uygulandığında, allık tene taze ve pembemsi bir ışıltı katar, optik küçük düzensizlikleri gizler ve yüze güzel bir form verir.

Doğru tonu tutturmak

Öncelikle allık çizgisinin her zaman yumuşak ve kontürsüz olması önemli. Böylelikle renk de belirsizliğini korumuş olur. Hafif bir gülümseme, allığı elmacık kemikleri üzerinde belirginleştirmeli ve allık yumuşak bir kavis şeklinde şakaklara kadar devam etmeli. Allık kavisi ne kadar keskin ve inceyse, yüz hatları da o kadar ince görünür. Sivri bir çene, ortasına hafif bir allık dokunuşuyla yumuşatılabilir. Uzun bir burun da optik olarak yine aynı yöntemle kısaltılabilir.

Cilde uygun bir renk nüansı önemli… Açık ten rengine sahip olanlar soğuk pembe ve gül tonlarını, ten rengi hafif sarımtrak olanlar ise sıcak kayısı ve bronz tonlarını tercih etmeli. Allık, ruj ve far aynı renk ailesinden olduğunda, makyaj daha uyumlu bir görünüm alır.

Allık nasıl uygulanmalı

Pudra ya da krem allık, havalı köpüklü ya da akıcı renk pigmentleri… Allığın çeşitleri çok. Allık kullanmayı çok tercih etmeyenlerdenseniz, o zaman tercihiniz klasik pudra allıktan yana olmalı. Kuru ve fondötensiz bir cilt için ise krem ve akıcı allıklar ideal. Ancak bunların uygulamaları biraz daha çaba gerektirir, aklınızda olsun. Cildinize hızlı bir tazelik katmak içinse yeni jenerasyon köpük ürünler işinizi görecektir.

’Güzelliğin dünyası’ Türkiye’de

25 seneden uzun zamandır Avrupalı kadınların kozmetik ihtiyacını karşılayan Inglot, bundan böyle Türk müşterileriyle de buluşuyor.

Inglot, yıllardır Avrupa’nın güzellik trendlerinin ve renklerinin yakın takipçiliğini yapıyor. Kozmetik ürünlerini el değmeden, en son teknolojik ekipmanlarla ve dermatolojik testlerden geçirerek üreten markanın sunduğu 1500’den fazla renk seçeneği var. Ve bu da güzelliğine düşkün kadınlara geniş bir yelpaze sunması demek… Rujdan göz ürünlerine, allıktan ojeye uzanan ürün çeşitliliğine sahip bu marka, ilk olarak İstanbul’da, Metrocity ve İstinyepark’taki mağazalarında tüketiciyle buluşacak.

Gebelikte oluşan cilt çatlakları önlenebilir mi

Gebelikte oluşan cilt çatlakları, bakımlı ve güzel görünmek isteyen anne adaylarının hamilelik sırasında yaşadığı sıkıntılardan biridir. Anne adaylarının, hamilelik döneminde yapacakları basit uygulamalarla önüne geçebileceği cilt çatlaklarının, oluştuktan sonra tedavisi mümkün değildir.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Op. Dr. Figen Taşer Güney, konuyla ilgili şunları söyledi: “Hamilelik sırasında, özellikle karın, kalça, basen ve göğüs bölgesinde, cildin aşırı gerilmesi nedeniyle, kaşıntılar ve bir süre sonra da çatlaklar oluşur. Bu çatlaklara ’stria’ denir ve strialar bir kez oluştuktan sonra, tedavileri artık çok zordur.”

Özellikle, gebeliğin 3’üncü ayından itibaren, bebeğin gelişimi ve kilo alımı nedeniyle karın bölgesinin gerilip belirginleşmeye başlaması, belirli bölgelerde elastikiyet ve kollajen kaybına yol açıyor. Cildin aşırı gerilmesi de bir süre sonra çatlaklara neden oluyor. Bu nedenle oluşan cilt çatlakları, doğum sonrası birçok annenin rahatsızlık duyduğu konular arasında…

Çatlakları en aza indirin…

Aşağıda sıraladığımız basit önlemlerle, gebelikte oluşan cilt çatlaklarını en aza indirmek mümkün…

Cilde masaj yaparak, bu bölgelerdeki kan dolaşımını hızlandırmak

E ve C vitamini açısından zengin olan meyve, sebze tüketmek

Bol bol su içmek

Uykunuzu almaya özen göstermek

Cildi esnek tutacak, hamileler için üretilmiş bir kremi bu bölgelere uygulamak

Güzelliğiniz için 5 ipucu

No Comments »

Saçlarınızdaki saç spreyi çok fazla ya da kaşlarınızı alırken fazla incelttiniz, üstelik yüzünüzdeki pudra da sanki doğal görünmüyor… İşte, bu ve buna benzer güzellik hatalarını hızlı bir şekilde çözmenin ipuçları!

1- Rujum tüm gece boyunca kalıcılığını nasıl korur?

Rujun uzun süre dayanıklılığını koruması için dudakları öncesinde çok iyi hazırlamak gerekiyor. Bu da kaliteli bir fondötenle mümkün. Az bir miktarda fondöteni dudaklarınıza sürün ve pudra yardımıyla iyice dağıtın. Ruju bir fırçayla uygulayın, böylelikle dağılımın da düzenli olmasını sağlamış olursunuz. Daha sonra rujun fazlasını bir kağıt mendil yardımıyla alın ve rengi ruj fırçasıyla yenileyin.

2- Kirpiklerimin doğal ve dolgun görünümlü olmasını nasıl sağlayabilirim?

Kirpiklere maskarayı sürmeden önce bir baz ürünü kullanmak yerinde olacaktır. Önce kirpiklerinizi bir kirpik kıvırıcıyla forma sokun ardından kirpik besleyiciyi sürün. Maskarayı üç kez sürün. Uygulamayı maskara fırçasını kirpik diplerinden uçlara doğru çekerek yapın.

3- Yuvarlak yüzüme nasıl kontür verebilirim?

Birçok kadın yüzüne kontür verebilmek için bronz pudra kullanmayı yeğliyor. Oysa ürünün içindeki pırıltılı partiküller istenilen sonucu vermiyor. Bunun yerine gölgeleme için asıl fondötenden yarım ton açık ikinci bir fondöten kullanmak gerekiyor. Elmacık kemiklerinin altına sürüldüğünde yüzün şekli olduğundan daha ince bir hal alıyor ve kontürü belirginleşiyor.

4- Fazla alınmış kaşlarımı nasıl düzeltebilirim?

Önce kaşları bir kaş fırçası yardımıyla forma sokun. Böylelikle yaptığınız hataları daha net bir şekilde görebilirsiniz. Ardından tespit ettiğiniz hatalı bölgeleri kahve tonlarındaki bir farla kapatın. Hem daha yumuşak bir görüntü elde etmiş hem de önceden oluşmuş boşlukları kapatmış olursunuz. Son olarak kaş renginize uygun bir kalemle tüyleri küçük dokunuşlarla tek tek çizebilirsiniz.

5- İmdat, uyguladığım kür saç tellerimi ağırlaştırdı!

Saçlara yeniden eski dolgunluğunu ve hareketini kazandırmak için bir fön spreyinin yardımı şart. Kuru saçların üzerine sıkın ve fön makinesiyle kurutun. Saçlarınızı öne eğerek hafifçe kabartın ve spreyle yeniden sabitleyin.

Su, mükemmel vücutlar yaratıyor

Birçoğumuz suyun bir spor aracı olarak vücudumuzdaki olumlu sonuçlarını dikkate almıyoruz. Oysa su, güzellik ve fitness etkilerini oldukça eski bir spor olan yüzmede açıkça ortaya koyuyor. Son yıllarda yüzmenin yanı sıra “aqua-gym” olarak yeniden canlanan su egzersizi, vücudun hızlı bir şekilde forma girmesini sağlıyor. Kış aylarında bile havuzda yapılabilecek birkaç kolay ve yorucu olmayan egzersizle vücudunuzun yeniden şekillendiğine şahit olabilirsiniz. Kısa süreli bu “havuz çalışmaları”nı ruhunuz için de kusursuz bir zevke dönüştürmek elinizde. Su egzersizi için ihtiyacınız olan tek ekipman ise mayonuz.

Bağ dokularını güçlendiriyor

Su sporları, diğerleri arasında şüphesiz en özel olanı. Tabii ki, bunda suyun basıncının karadan 80 kat daha fazla olmasının etkisi yadsınamaz. Çünkü suyun içinde yapılan her hareket biraz daha zor gerçekleşiyor. Bu da normalde kullanmadığımız kasları çalıştırmamızı sağlıyor. Oluşan direnci kırmak için gösterdiğimiz çaba da vücudumuza olumlu olarak geri dönüyor. Uzmanlar, 10 dakikalık bir su egzersizinin, 10 dakikalık normal egzersizden iki kat daha etkili olduğunu söylüyor. Suyun kaldırma kuvveti de kemiklerdeki, eklemlerdeki ve bağ dokularındaki basıncı minimalize ediyor.

Bu kış saçlar koyulaştı

Bu kış saçlarda en belirgin özellik iki kelimeyle özetlenebilir: Doğallık ve káküller. Saçlarda bu sezon net fönlü görüntüler yerini doğal görüntülü fönlere bırakırken, bu görünüm rüzgar dalgaları ve doğal buklelerle sağlanıyor. Saç tasarımcısı Şenol Zeytinoğlu’ndan sezonun yeniliklerini öğrendik…

Uzun kesimlerde, 60’lı yılların güzellik ikonu Brigitte Bardot’un saçlarından yola çıkılıyor. Oval káküllü ve kulak hizası dolgun görünümlü kesimler sezonun vazgeçilmezleri… Káküller yele, kırpma, yan ve küt kalın olarak çeşitleniyor. Özellikle Alexander McQueen defilesinde olduğu gibi kaş üstü oval káküller çok moda. Orta boy olarak tanımlanan, omuz hizasındaki saçların daha sık görüleceği yeni sezonda, Sandra Bullock’un yeni saç modeli şu sıralar kadınların favorisi. Bu modelde, arkalar dikey piktaş tekniğiyle kesiliyor, önlere yoğun kat verilerek hareketli bir görünüm yaratılıyor. Kısa kesimlerde ise geometrik çizgiler ön plana çıkıyor. Biçimsiz katlar, mini káküller, kalın perçemler, dik, ultra düz, küt kesimler ve mikro saç boyları en çok göze çarpanlar. Özellikle, Jessica Simpson’ın saçları gibi, enseler çene hizasında, degradeli ve bombeli, ön kısımları tek katlı kesim bu kış mevsiminin en sık rastlanılacak modeli gibi görünüyor.

Karamel ve bisküvi tonları

Renklendirme, kişinin ten ve göz rengi ile tarzına göre belirlense de, kısa kesimlerde çoğunlukla modele göre yapılıyor. Sezon saçlarında, Angelina Jolie, Sandra Bullock ve Jennifer Lopez’in de tercihi olan koyu kahvenin çikolata tonları öne çıkıyor. Öte yandan açık kahvenin karamel ve bisküvi tonları, bu kışın en moda renkleri arasında yerini alırken, Jennifer Aniston ve Sienna Miller bu tonların en iyi temsilcileri olarak görülüyor.

Olduğunuzdan daha ince görünebilirsiniz

İyi bir duruş herkesi olduğundan daha iyi gösterir. Boyu uzatır, inceltir, kıyafetlerin daha güzel durmasını sağlar. Güçlü ve zarif bir duruşta belirli bir çekicilik, kendine güven ve doğuştan gelen bir karizma vardır. Aynı zamanda çok işe yarayan bir vücut dilidir.

İyi bir duruşu sadece dimdik ayakta durmaktan ibaret bir şey gibi görebilirsiniz. Ancak aslında bu şekilde tek yaptığınız bel omurganızı içe doğru bükmektir. Bu da poponuzun dışa doğru çıkmasına neden olur. Çeneyi geriye atmak ise boyun ve sırt problemlerine neden olabilir. Uzmanlara göre iyi bir duruş için gereken şey vücudun düzgün bir şekilde hizalanmasıdır. Dikkat çektikleri nokta ise leğen kemiğini içe itmek, omuzları geriye atmak, başı yukarıda tutmakla alakası olmadığıdır. Bu daha çok başınızı, göğüs kafesinizi ve kalçanızı hizalamak ve karnınızdan itibaren dik durmak, kaburgalarınızı kalçalarınızdan ayırmak ve güçlü bir merkezle ilgili bir şeydir.

Şimdi hemen ayağa kalkın ve bu küçük egzersizi yapın

Kollarınız iki tarafta sarkık olarak gevşek bir biçimde ayakta durun.

Kulaklarınızı omuzlarınız, omuzlarınızı kalçalarınız, kalçalarınızı dizleriniz ve dizlerinizi ayak bilekleriniz ile aynı hizaya getirin.

Şimdi göğüs kafesinizi yukarı kaldırın. Bu çok hafif bir harekettir ama boyun uzun görünmesini sağlar.

Vücudu çalıştırma yöntemleri

Vücudunuzu hizaya getirmek ve hareketlerinize akıcılık kazandırmak için birkaç tane harika vücut çalıştırma yöntemi mevcut. Bunlardan bazıları aslında uzun yıllardır dansçılar ve atletler arasında popülerdi. Artık bizler de faydalanabiliyoruz.

Yoga: Genel kondüsyon ve duruşu iyileştirmek için mükemmel bir egzersiz. Gerçi onu sadece egzersiz olarak adlandırmak haksızlık olur. Zihni, vücudu ve ruhu dengelemek için hareketi meditasyon, soluk alıp verme ve gevşeme ile birleştiriyor. Düzenli olarak yapıldığında bir yandan vücudu güçlendiriyor, geriyor ve kuvvetlendiriyor bir yandan da zihni temizliyor, odaklıyor ve sakinleştiriyor.

Modern dans: Duruşa odaklanan bir vücuda kondüsyon kazandırma seçeneği. Vücudu sportif bir görünüme kavuşturuyor.

Pilates: Karın, sırt ve kalçaya odaklanarak vücudu güçlendirdiği için duruşu da iyileştiriyor. Vücudun hizalanmasına ve doğru nefes alıp vermeye odaklanan pilates, karın, alt sırt ve kalçayı güç merkezi olarak bir arada kullanıyor. Temel hedefleri kas uyumu, denge, esneklik ve tüm vücudu güçlendirmek olarak özetleniyor.

Alexander tekniği: Bir egzersiz değil tamamen vücudu hizalama ve farkına varma tekniği olarak biliniyor. Tekniğin merkezi baş-boyun-vücut ilişkisinde ve gerilime neden olan alışkanlıklara son vermekte yatıyor. Ana hedefleri ise tüm vücudu yeniden tanımlamak, sırtı uzatmak ve başı ve omurgayı dengeye getirmek ve uyum içinde çalışmalarını sağlamak.

Feldenkrais yöntemi: Amacı, vücudun farkına varmak ve hareket alışkanlığı kazandırmak. Hareket fonksiyonlarını farklılaştırmak için geliştirilmiş bir dizi dersten oluşuyor.

Doğru Fırçayı Seç

No Comments »

Fırçanı doğru seç! Güzel bir makyajın sırrı, doğru fırçayı doğru amaç için kullanmaktır.

Bir çok farklı fırça olması aklınızı karıştırmasın, aslında hepsinin farklı görevleri var ama bunları öğrenmek hiç zor değil. Siz de fırçaları birbirinden ayırt edemiyorsanız ve hangisini ne yaparken kullanacağınızı hep karıştırıyorsanız, bu yazımıza bir göz atın derim. Fiziksel özellikleriyle ve işlevleriyle tüm makyaj fırçaları burda…

Far fırçası
Kısa ve yumuşak kıllardan oluşur. Kılları uca doğru yuvarlaklaşan türleri iyidir. Farı gözkapağına daha iyi yaymanı sağlar. Farklı iki renk kullanacaksan, bu renkleri daha iyi karıştırmana yardımcı olur.

Kapatıcı fırçası

Kılları kısa ve küt kesimlidir. Kapatıcının, sivilce izleri üzerine ve gözaltına daha iyi uygulanmasını sağlar. Fırça kapatıcıya batırıldıktan sonra yumuşak dokunuşlarla uygulama yapılır.

Pudra fırçası
Kılları uzun, sık ve yumuşaktır. Yüze ve boyna pudranın en iyi şekilde yayılmasını sağlar. Sıkıştırılmış ya da toz pudra ile birlikte rahatça kullanılabilir.

Allık fırçası
Çoğu zaman pudra fırçası ile karıştırılır. Farkları, pudra fırçasının kılları yukarı doğru yayılır, allık fırçası ise daha düz durur. Kılları ne çok sert ne de çok yumuşaktır. Yanaklarda ve gözkapağında kullanılır.

Dudak fırçası
İnce ve sivriltilmiş bir yapısı vardır. Kılları çok yumuşaktır. Dudak hattı çizmek, fırça ile daha kolaydır. Rujun daha iyi yayılmasını sağlar.

Zayıf Görünmenin 6 Yolu

No Comments »

Kilo vermeyi bekleyecek kadar zamanınız yok mu? İşte bazı moda uzmanlarından daha ince gösteren moda ipuçları…

İyi görünmenin yolu sadece zayıflamaktan geçmiyor. Doğru kıyafetlerle daha zayıf ve daha ince görünmenin püf noktaları da var. İşte modacılardan daha zayıf görünmenizi sağlayacak 6 öneri..

1. Tek renk kullanın..
Gece mavisi, kahverengi ya da siyah gibi tek renk koyu renkli elbiseler giyin.. Bunun yanı sıra aynı rengin farklı tonlarını da birlikte giyebilirsiniz. Bej, deniz mavisi, mercan ya da teninize en iyi giden renklerde desenleri bulunan giysiler de olabilir. Eğer rengin sizi daha kilolu gösterdiğini düşünüyorsanız, elbise olarak sizde nasıl durduğuna da bakın.

2. Kumaşları doğru seçin..
Katı, sert ve ağır hatta yapışan kumaşlardan uzak durun. En iyi seçim hafif, yumuşak ve giydiğinizde vücudunuzdan kayan kumaşlardır. Amacınız vücudunuzun genel şeklini görmek olmamalı..

3. Vücudunuza göre ayarlayın..
Geniş omuzlarınız varsa, vatka ya da herhangi bir omuz aperatı kullanmayın. Kayık ve yuvarlak yakalı giysileri tercih etmeyin. Üstünüzü daha küçük göstermek için modaya uygun V yakalı elbiseler, V yakalı üst ve etek veya bol pantolonları tercih edin. Eğer üst küçük alt büyükse, yani armut vücutluysanız, boynunuzu kalın göstermeyen, omuzlarınıza uygun sizi dik gösteren kıyafetleri arayın. Üst için yuvarlak, oyuk yaka kesimleri, alt için de düz etek ya da normal kesim pantolonları seçin.

4. Kalça ve basenler
Büyük kalça ve basenleri kamufle etmek için, rahat pileli, bel kısmı büzgülü rahat etek ve pantolonlar tercih edilebilir. Modaya uygun, düz çizgiler yan cepli ya da cepsiz modeller seçin. Basenleri küçük göstermek için beli düz yarım ya da dizden hafifçe aşağıda pantolonlar arayın. Daha uzun ve zayıf görünüm için pantolonunuz ya da eteğiniz yere değecek kadar uzun olmalı.
Basenlerinizi daha fazla kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarınızı örtecek kadar uzun bluz ya da bluzunuzun üzerine hjafifi dantel ya da örgü tunikler giyebilirsiniz. Kalçalarınızdan aşağısının çok fazla uzun olmamasına dikkat edin.

5. Kesim ve dikişileri inceleyin
Giysilerinizde, özellikle ceketlerde kare şekilli olanları ya da sıkı saran modelleri tercih etmeyin. Bunun yerine hatları hafif belli eden modelleri tercih edin. Elbiselerin dikişleri daha ön plana çıkartılmış olabilir.

6. Ayakkabıları unutmayın
Sadece elbiselerle zayıf görüneceğinizi sanmayın. Giysilerinizi belirledikten sonra ayakkabılarınızı deneyin. Özellikle ayaklarınız genişse ince şeritli ve düz sandaletler, ufak topuklu ayakkabılar giymeyin. Bunun yerine, kısa topuklu ya da üzerinde durabiliyorsanız yüksek topuklu ayakkabılar giyin. 5 cm’lik topuk ne giyerseniz giyin sizi daha ince gösterecektir. Ayak bileğinize dolanan ayakkabılardan, kare topuklardan uzak durun. Tüm bunlar sizi daha bodur ve bacaklarınızın daha kısa görünmesine neden olur.

« go backkeep looking »