İnsan Hakları Evrensel Bildirisine göre “Her insanın saÄŸlıklı yaÅŸamaya, hastalandığında devletten bakım istemeye, saÄŸlık ve sosyal yardım hizmetlerinden yararlanmaya hakkı vardır.” Bu nedenle bildiriyi imzalayan ülkeler, insanlarının sağ¬lığını korumak, bakım ve tedavilerini yaptırmakla yükümlüdür. Bunu gerçekleÅŸtirmek amacıyla saÄŸlık hizmetlerini ülke çapın¬da örgütlemeli, örgütleme için gerekli personel, teknik araç gereçler saÄŸlanırken yersiz ve gereksiz masraflardan kaçınmalı¬dır. SaÄŸlığın temel amacı doÄŸrultusunda kiÅŸilerin saÄŸlıklarının korunması ve saÄŸlık hizmetlerinin geliÅŸtirilmesi saÄŸlanmalıdır. Hastaların tedavisi, tedavi edilenlerin saÄŸlıklı bir yaÅŸam sürdürebilmeleri için çalışmalar yapılmalıdır. Bu amaçlara ulaÅŸabil¬mek için de birey ve ailelerin yaÅŸadıkları ortamlar izlenmeli, veriler toplanmalı, problemler saptanmalı, problemler öncelik sı¬rasına konularak çözümler geliÅŸtirilmelidir.

a. Sağlık ölçülebilir bir kavramdır
Sağlıkla ilgili çalışmaların doğru yürütülebilmesi için objektif sayısal değerlere gereksinim vardır. Örneğin bir yörede yaşayan belirli sayıdaki insanın ne kadarında beslenme yetersizliği görülür? Verem hastalığı ne orandadır ve yıldan yıla ne kadar değişir? Bağırsak enfeksiyonları ne oranda ve ne zamanlarda görülür? Yöredeki nüfus artış hızı, doğum oranı, ölüm oranı, ortalama yaşam süresi nedir? Doğan her çocuktan ne kadarı yaşar? Bu sorular, yapılacak araştırmalar sonunda bu¬lunacak sayısal verilerle yanıtlanabilir. Bu da bize sağlığın ölçülebilir bir kavram olduğunu gösterir. Sağlık ölçütleri denilen ve kayıtları düzenli olarak tutulan bu sayısal değerler sayesinde sağlık hizmetleri planlanabilir; insanların problemlerine ve gereksinimlerine uygun hizmetler ekonomik olarak geliştirilebilir. Sağlık ölçütlerinden tüm dünyada ortak olarak kullanılanlar; sağlıkla ilgili harcamalar, nüfus artış oranı, ana ölüm hızı, bebek ölüm hızı, kaba doğum hızı ve kaba ölüm hızıdır. Sağlık ölçütleri, bir ülkenin sağlık düzeyini gösterir. Sıraladığımız bu sağlık ölçütlerini aşağıdaki gibi kısa kısa tanımlayabiliriz:
Ana ölüm hızı; toplumdaki analardan bir yılda, gebelik, doÄŸum ve lohusalığa baÄŸlı olarak ölenlerin sayısının, aynı yılda gerçekleÅŸen canlı doÄŸumlara bölümünün on bin ya da yüz bin katıdır. Kadınların, yaÅŸamlarında saÄŸlık problemleriyle en çok karşılaÅŸtıkları ve en hassas oldukları dönemler gebelik, doÄŸum ve lohusalıktır. Bu nedenle doÄŸurganlık döneminde¬ki kadınlara özgü saÄŸlık hizmetleri ne kadar ileri düzeydeyse, anaların ölüm oranı o kadar düşük bir hızda seyreder. Bu da saÄŸlık hizmetlerine verilen önemin ölçütüdür. Ana ölüm hızı, geliÅŸmiÅŸ ülkelerde, geliÅŸmekte olan ülkelere göre daha düşük¬tür. ÖrneÄŸin Afganistan’da yüz binde 1700, Japonya’da yüz binde 18′dir.
Ülke Nüfus artış oranı (binde) Kaba ölüm hızı (binde) Bebek ölüm hızı (binde)
Pakistan 23 8 ‘ 83
Hindistan 18 9 67
Türkiye 17 7 .36
İngiltere 3 10 - 5
Almanya 3 10 /4
Japonya 2 8 / 3
Bebek ölüm hızı; bir yıl içinde canlı doÄŸan ve o yıl içinde ölen bebeklerin sayısının, o yıldaki canlı doÄŸum sayısına bölümünün bin katına denir. Bebeklik döneminde ölüm riski yüksek olduÄŸundan bebek ölüm hızı önemlidir. Çizelge 1.1′de bazı ülkelere ait bebek ölüm hızları ile bazı göstergeler verilmiÅŸtir.
Kaba doğum hızı; bir yıldaki toplam canlı doğum sayısının, yıl ortasındaki nüfusa bölümünün bin katıdır.
Kaba ölüm hızı; bir yıldaki ölüm sayısının, yıl ortasındaki nü¬fusa bölümünün bin katıdır.
Çizelge 1.1 : Ülkelere göre bazı sağlık göstergeleri (Kaynak: UNICEF, 2004)
Kaba doÄŸum hızı ve kaba ölüm hızı, ülkede insan saÄŸlığına verilen önemi gösteren saÄŸlık ölçütlerindendir. ÖrneÄŸin 2004 yılı UNICEF (BirleÅŸmiÅŸ Milletler Çocuklara Yardım Fonu) verilerine göre kaba ölüm hızları binde olarak Çizelge 1.1′de verildiÄŸi gibidir.